Senaryodan Bakmak
(Kendi Zamanımın Dizileri)
Geçen yıl en iyi dizilerini sıralayan en yakın arkadaşım, farkında olmadan bana bir şey hatırlattı:
İnsan bazen hayatını olduğu gibi değil, izledikleri üzerinden düzenler.
Ben de hayatımı yeniden hizalamaya çalışırken, bu defa diziler üzerinden kendime baktım. Aslında ona bir taslak göndermiştim; aşağı yukarı hemfikirdik, birkaç istisna dışında. “Benim tarzım bu” demiştim. Ama kesinleşmesini beklemek istesem de, Mr. Robot’un ikinci sezonunu bitirmeden bu yazıyı yazmamak daha zor geldi.
Bu bir sıralama değil yalnızca.
Bu, beni etkileyen karakterlerin, kırılmaların ve karanlıkların listesi.
Başrol: Michael C. Hall
Yaratıcı: James Manos Jr.
Dexter, benim için yalnızca izlenen bir dizi değil, zamanla içselleştirilen bir karakter çalışmasıydı. Herkesin “ilk dizisi en iyisidir” dediği yerde, ilk dizim Breaking Bad olmasına rağmen zirvede hep Dexter kaldı. Çünkü bu dizi bir karakteri anlatmakla yetinmedi; onu parçaladı, yeniden kurdu ve sekiz sezon boyunca bu tutarlılığı bozmadı. İyiyle kötünün arasındaki o rahatsız edici boşlukta yaşamayı öğrenmiş bir adamın hikâyesi, izleyiciyi de o boşluğa çekti. Yedinci sezonun yedinci bölümündeki gömlek–saç benzerliğinin bile üzerimde bir iz bırakması, bazı arkadaşlarımın beni Dexter’a benzetmesiyle birleşince, bu dizinin neden ilk sırada olduğunu bana tekrar tekrar hatırlattı.
Başroller: Bryan Cranston, Aaron Paul, Anna Gunn
Yaratıcı: Vince Gilligan
İnsanın ne kadar ileri gidebileceğini sorgulatan bir laboratuvar gibiydi. Bir insanın dönüşümünü bu kadar katmanlı, bu kadar sabırlı anlatan çok az iş vardır. Her bölüm bir yapboz parçası gibi ilerlerken, “buradan dönülür” dediğiniz her anda sizi yüzüstü bırakmayı başardı. Siyaset ve tarih hariç, insan zihninin üretebileceği hemen her temayı içinde barındıran bu hikâye, finaliyle bile tartışma yaratacak kadar güçlüydü. Tahmin edilebilir olması onu basit kılmadı; aksine, kaçınılmazlığı daha da ağırlaştırdı. Better Call Saul ilerledikçe, Walter White ve Jesse Pinkman’ı bir yerlerden yeniden görmek hâlâ içimde saklı bir beklenti.
Başroller: Hugh Dancy, Mads Mikkelsen
Yaratıcı: Bryan Fuller
İlk gördüğümde yanıldım. Televizyondaki tanıtımı bende kötü bir izlenim bırakmıştı ama internet sayesinde bu önyargı hızla yerle bir oldu. İlk iki sezonu neredeyse nefes almadan izledim. Kuzuların Sessizliği’yle başlayan üçlemenin dizi uyarlaması olarak yola çıksa da, benim için denge çok netti: üçleme, dizinin gerisinde kalıyordu. Görselliği, ritmi ve özellikle finaliyle Hannibal, izlediğim en iyi kapanışlardan birine sahip oldu. Bitmiş olması hâlâ eksiklik hissi yaratıyor; bazı diziler bittiğinde sessizlik bırakır, Hannibal onlardan biri. #SaveHannibal
Başroller: Rami Malek, Christian Slater
Yaratıcı: Sam Esmael
, daha afişinde söylediği cümleyle neyle karşı karşıya olduğumuzu belli ediyordu: “Our democracy has been hacked.” Ama onu özel kılan şey konusu değildi. Güvenilmez bir anlatıcının peşinden giderken, izleyiciyi de kandırmayı göze alan nadir dizilerden biriydi. Elliot’ın uykusuzluğu bile bir yanılsama olarak işlenmişti; dizinin kendisi gibi. Bir hocamın bana “Mr. Robot gibi giyiniyorsun” demesiyle fark ettim ki, bu dizi sadece izlenmiyor, bir şekilde insana siniyordu. İkinci sezonun ilk bölümleri, daha karanlık ve daha iyi bir şeyin geldiğini fısıldıyordu.
Başroller: Gabriel Macht, Patrick J. Adams
Yaratıcı: Aaron Korsh
Önyargımı kırarak başladığım dizilerden biriydi. İlk sezonu neredeyse kusursuzdu ve sonraki sezonlar aynı seviyeyi koruyamasa da, dizi oyunculuk performanslarıyla ayakta kaldı. Mike Ross’u ilk başta klasik bir kahraman gibi görmeniz çok olası ama bu algı kısa sürede kırılıyor. Suits, iyiyle kötüyü net çizgilerle ayırmak yerine, gri alanlarda dolaşmayı tercih eden bir anlatıya sahipti ve belki de bu yüzden hâlâ izlenebilir kaldı.
Başroller: Benedict Cumberbatch, Martin Freeman
Yaratıcılar: Mark Gatiss, Steven Moffat
Karmaşık bir algoritma gibi işlenen yapısıyla izleyeni sürekli tetikte tutan bir deneyimdi. Her bölüm çözülürken daha büyük bir düğüm atıyor, iki buçuk yıldır yeni bölüm gelmemesi bile dizinin etrafındaki efsaneyi besliyordu. Benedict Cumberbatch’in ukala dâhiliği, Sherlock karakteriyle kusursuz biçimde örtüştü ve ortaya unutulmaz bir yorum çıktı. Jim Moriarty ise bu hikâyenin gizli kalbi olarak, diziyi sıradan bir dedektif anlatısının çok ötesine taşıdı.
Başroller: Cillian Murphy, Paul Anderson, Helen McCrory
Yaratıcı: Steven Knight
İngiliz çeteleri üzerinden yalnızca suç hikâyesi anlatmadı; tarih, ideoloji ve travmayı da adım adım işledi. Komünizmden faşizme uzanan politik arka plan, Thomas Shelby’nin sessizliği ve sigarasıyla birleştiğinde ortaya ağır ama etkileyici bir atmosfer çıktı. Çete savaşları için izlenebilir elbette, ama diziyi asıl güçlü kılan şey, olacakları önceden hissettiren o rahatsız edici bekleyiş duygusu.
Başroller: Matthew McConaughey, Woody Harrelson, Vince Vaughn, Colin Farrell, Rachel McAdams
Yaratıcı: Nic Pizzolatto
İlk bölümünden sonra uyuyamadığım nadir dizilerden biri oldu. Antoloji formatına alışık olmadan izlediğim bu yapım, özellikle ilk sezonuyla izlediğim en iyi sezonlardan birini sundu. Matthew McConaughey ve Woody Harrelson’ın performansları sonrası beklentiler zirveye çıkmıştı; ikinci sezon bu yüzden haksız eleştiriler aldı. Oysa risk alan, farklı bir denemeydi ve sezon sonunda ayakta alkışlanmayı hak ediyordu. Üçüncü sezonun belirsizliği ise dizinin kendisi kadar karanlık kaldı.
Başroller: Antony Starr, Ivana Milicevic, Ulrich Thomsen, Hoon Lee
Yaratıcı: David Schickler, Jonathan Tropper
Şerif Hood ve Banshee, tanımı zor dizilerden biriydi. Eski bir soyguncunun şerif olmasıyla başlayan hikâye; aksiyon, politika ve ırkçılığı çekinmeden aynı potada eritti. Şiddetin dozunu sakınmaması, izleyiciyi itmek yerine içine çekti. Dört sezonda bitirilmiş olması belki de en doğru karardı; uzatılmadı, sulandırılmadı ve bu sayede etkisini korudu.
Başroller: Thomas Middleditch, T.J. Miller, Martin Starr, Kumail Nanjiani, Zach Woods
Yaratıcılar: John Altschuler, Mike Judge
Bilişim sektörünü en gerçekçi ve en ironik şekilde anlatan dizilerden biri oldu. HBO yapımı olmasına rağmen hafif, hızlı ve zeki bir dili vardı. Oyunculuklar abartısız ama etkiliydi ve özellikle bölüm sonu şarkıları bile dizinin ruhuna hizmet ediyordu. Teknolojinin iç yüzünü bu kadar eğlenceli anlatabilen çok az iş vardır.
Başroller: Andy Whitfield, Liam McIntyre, Manu Bennett, Peter Mensah
Yaratıcı: Steven S. DeKnight
Herkesin bildiği bir hikâyeyi görsel ve yönetmenlik açısından üst seviyeye taşıdı. Arena’dan sağ çıkmak, özgürlüğü kazanmak ve Roma’ya karşı durmak… Tüm bunların ötesinde diziyi özel kılan şey, karakterlerin ince detaylarla işlenmiş olmasıydı. Görsellik, şiddet ve dramatik yapı bir araya gelince, Spartacus sadece bir tarih dizisi olmaktan çıktı.
Başroller: Kevin Spacey, Robin Wright
Yaratıcılar: Kevin Spacey, David Fincher
siyasetin karanlık yüzünü neredeyse rahatsız edici bir netlikle sundu. Ego, güç ve manipülasyon dizinin her sahnesine sinmişti. Zirvede kalmak için ne kadar yalan söylemek gerektiğini anlatırken, özellikle son sezonlarda dozu iyice artırdı. Ortadoğu göndermeleriyle birlikte, spoiler vermeden bahsetmenin bile zor olduğu bir noktaya ulaştı.
13- Vikings (2013- )
Başroller: Travis Fimmel, Clive Standen, Gustaf Skarsgård, Katheryn Winnick, Alexander Ludwig
Yaratıcı: Michael Hirst
Barbar olarak etiketlenen bir halkın aslında ne kadar sistemli ve derin bir kültüre sahip olduğunu göstermeye çalıştı. Tarihsel sapmalar olsa da, atmosferi ve gerçek mekân kullanımıyla izleyiciyi içine çekti. Dizi bana önerildiğinde bu kadar bağlanacağımı tahmin etmiyordum; ara sezon finaline geldiğimde, bu kez ben başkasına öneren tarafta buldum kendimi.
Başroller: Değişiyor
Yaratıcı: Charlie Brooker
Dizi her bölümünde farklı bir hikâye anlatarak izleyiciyi konfor alanından çıkardı. İlk bölüme bakıp diziyi bırakmak yapılabilecek en büyük hatalardan biri olurdu. Teknolojiyle insan psikolojisi arasındaki ilişkiyi bu kadar rahatsız edici ve düşündürücü anlatan başka bir iş zor bulunur. En kötü bölümü bile, birçok dizinin en iyi bölümünden daha fazla iz bırakıyordu.
Başroller: Emilia Clarke, Peter Dinklage, Kit Harington
Yaratıcılar: David Benioff, D.B. Weiss
Neredeyse herkesin ortak hafızasında yer eden bir yapım oldu. Devasa prodüksiyonu, karakter çeşitliliği ve yıllara yayılan bekleyişiyle bir dönemi tanımladı. Altı sezon boyunca biriken olayların nihayet harekete geçtiği noktada, dizinin en iyi sezonlarını izleyeceğimize inanmak istedim. Dileğim, finaline yaklaştıkça hayal kırıklığı değil, iyi bir hatıra olarak kalmasıydı.
Comment (1):
20VIII P – a writer lobe.
[…] Genel inceleme için bkz […]